Matrix’ten kaçış: Orman Okulları çağımızın yeşil hapı olabilir mi?
Mersin, yörük nüfusun nispeten fazla olduğu bir şehir olsa da, maalesef yetişkin ve çocukların çoğu için doğa, günübirlik gidilip piknik yapılan yer demek. Bu yıla kadar köy ve yaylalardaki okulların çoğunun öğrenci azlığından kapalı oluşu, biri halen çalışmakta olduğum Serpil Orman Okulları olan iki özel okul ve bir devlet okulu dışında bu yönde çalışma yürüten okulların da olmayışıyla Mersinli çocuklar doğaya hem çok yakın hem de bir o kadar uzak kalıyorlar.
Matrix, hayatımın her döneminde derin iz bırakan bir film oldu. Yukarıdaki olumsuzluklara ek olarak bir de milenyum arifesinde gösterime girdiğinde ancak kendimi zorlayarak tasavvur edebildiğim sanal (yapay) dünyayı bugün birinci elden deneyimlerken kendime sıkça şu soruyu soruyorum: çocuklarımıza gerçek yaşamla ve doğayla bağ kurmayı nasıl öğreteceğiz?
Filmde, “mavi hap” zahmetsiz ve mutlu bir cehaletin sembolüyken “kırmızı hap” huzursuzluğun, mücadele etmenin ve hatta acı çekmek pahasına gerçekliği ve doğal olana dönmeyi tercih etmenin sembolüydü. “Mavi hapı” seçmek eninde sonunda insanlığın sonunu getireceğinden bilinçli “birileri”nin buna karşı mücadele etmesi gerekiyordu.
Çok iddialı yazılmış, uygulanamadığı için göstermelik olmaktan öteye geçemeyen “çevre okur-yazarlığı” müfredatlarının aksine günümüz orman okulları çocuklara ve ailelerine sundukları “yeşil hap”la geleceğimiz için bir umut kaynağı olabilirler.
Orman okulları, çocuklara, doğayla tanış olma hatta hemhal olma imkânı sağlayarak gezegenimiz için kadim - yeni nesle çok uzak ama bir o kadar da önemli bir bakış açısı kazandırıyorlar: Doğa ve biz biriz.
Unutulmamalı ki; ancak bir ağaca sarılmış, ona tırmanırken kendi sınırlarını keşfetmiş ve gölgesinde hayal kurmuş bir çocuk, onun için mücadele etmeyi göze alabilir. Nihayetinde; “İnsan, tanıdığını korur.”
Ergün Eren
Yirmi yıllık İngilizce öğretmenliği deneyimimin yanı sıra, yenilikçi ve duyarlı bir eğitimci olarak öğrencileri doğa, tarih ve kültürle buluşturan projeler geliştiriyorum. Yaratıcı içerik tasarımıyla öğrenmeyi daha erişilebilir ve anlamlı kılmayı önemsiyorum. Oyun temelli öğrenme ve sürdürülebilirlik temalarını derslerime entegre ederek çocukların yaşamla bağ kurmalarını destekliyorum. Müzeler ve kültürel kurumlarla kurduğum işbirlikleriyle öğrencilerin küresel vatandaşlık perspektiflerini genişletmeyi hedefliyorum. Görsel tasarım, sosyal medya ve topluluk etkinlikleri aracılığıyla hem öğretmenlerle hem ailelerle öğrenme etrafında bağlar kuruyorum. Paylaşım ve merak kültürünü besleyen bir yaklaşımla öğrenmeyi yaşam boyu süren bir yolculuk olarak ele alıyorum. Serpil Orman Okulları’nda ise ağaçlar, alakargalar ve sincaplar eşliğinde doğadan ilham alan öğrenme ortamları tasarlıyorum.