Bugün karşınızda sergilenen insan emeği, sergilenen hayvanlar ve sergilenen bitkiler var
Gösteriye hoş geldiniz. Sizi şöyle yerinize alalım. Oyunun ismi “Kandırmacalar”.
Bir gün karşıma bitkileri kandırıyor muyuz başlıklı bir içerik çıktı. Bastım ve izlemeye başladım. Botanik bahçesinden bahsediyordu. O coğrafyada yetişmesi mümkün olmayan tüm canlılar kendilerinden habersiz oraya getirilmişlerdi ve yaşamaları için uygun ortam sağlanmıştı. Duyduğum şu cümleler aklımda dönmeye başladı: botanik bahçeleri ne çok çeşitliliği bir arada barındırıyor, insan eliyle seçildiler ve taşındılar, bu düzen insanın bir kurgusu, kendi doğamıza yabancılaştıkça doğayı kontrollü bir vitrin haline getiriyoruz, botanik bahçesindeki seralar Amazon’daki nemli bir alanı taklit ediyorlar. Bir anda zihnimde bir şimşek çaktı. Aklım beni hayvanların sergilenmek üzere tutsak edildiği yaşam alanlarını ve çalıştığımız ofis ortamlarını düşünmeye çekti. Onların da yapay olduklarını düşündüm. Oradan da tüm bunların yaşamın içerisinde doğal halleriyle nasıl olabileceklerini düşündüm. Gerçekten hiç alternatifimiz yok muydu şu olan hallerinden başka? Vardı. Biz onları tercih etmemiştik, sunulanı olduğu haliyle kabul etmemiz bizi bu halin içerisine sıkıştırmıştı. Modern insanın doğadan kopuş hikayesinin, insan merkeziyetçiliğinin, sahip olma arzusuyla nesneleştirmenin, sömürgeciliğin ürünüydü hepsi. Bu kandırmacaya bir son vererek, başka türlü nasıl olabilirdi sorusunun cevabını aramaya başladım ve karşıma ekosistem çeşitliliğini gözeten vahşi hayvan yaşam koridorları, yeniden yabanlaştırma, orman bahçeleri, gıda ormanı gibi yaklaşımlar çıktı ve yine günü günle birlikte yaşayabileceğimiz ortak yaşam alanlarındaki e-iş istasyonları gibi doğa ile iç içe çalışma alanlarının da olduğunu öğrendim.
Ölçülebilir ve kontrol odaklı formlardan karşılıklı ilişki kurulan, mevsimin ve günün ritmiyle hareket edilen, ekosistemde ortaklaşa var olunabilen formlara geçiş kapısı ego mu eko mu sorusundan geçiyor. Anahtarı da cebinde. Kapı açıldığında her şeyin merkezine insan çıkarını koyan bir yaşamla mı yeniden karşılaşmak istersin yoksa insan olan ve insan olmayan tüm varlıkların bir arada uyum ve döngü içinde yaşadığı bir yaşamla mı?
Çubuk, Ç. (2025, Mayıs 2). Bitkileri Kandırıyor Muyuz? | Berlin Botanical Garden [Video]. Youtube. https://youtu.be/_fWH8Lw8ug0?si=apBgtFXvDLTP68_k
Re:wild. (t.y.). Protect and restore the wild. Erişim tarihi 6 Temmuz 2026, https://www.rewild.org/
Tertulia Farm. (t.y.). Coliving space in Italy. Tertulia. Erişim tarihi 6 Temmuz 2026, https://tertulia.farm/coliving-space/
Voice for Nature Foundation. (t.y.). ReWild Yourself. Erişim tarihi 6 Temmuz 2026, https://rewildyourself.com/
Fotoğraf: Greek Theatre, Mike Hume
Ezgi Akyüz
Nerelisin diye sorduklarında dünyalıyım derim. Sanırım üzerimde taşımak istediğim tek etiket bu. Uludağ Üniversitesi’nde tekstil mühendisliği, Yıldız Teknik Üniversitesi’nde girişimcilik, inovasyon ve yönetim okudum. Sürdürülebilirlik kavramıyla tanışınca, varlığımın anlam üretebileceği yeri buldum diyebilirim. 2021 yılından beri bu alanda çalışmalar yapıyorum. Sonsuz serpilebilme olasılık motorunun düğmesine basarak öğrenmeye devam ediyorum, öğrendiklerimi paylaşarak çoğaltıyorum. Yakın zamanda Komşu Ağı Komşu Bağı adında armağan kültürü temelli bir topluluk kurdum, burada kolaylaştırıcılık rolünü oynuyorum. Bir arada bir yaşamın “ben” değil “biz” odaklı bir anlayıştan geçtiğini sürekli kendime hatırlatan alışkanlıklar edinerek yaşantımı sürdürüyorum.