Eğitimciler hep öğretenler midir? Bir çocuktan, salyangozdan öğrenemezler mi?

Yabanıl doğanın kalbinde iki yaşındaki çocuğun salyangozla ilk defa tanış olma anına eşlik ediyordum. Daha önce salyangozun kabuğuna dokunabildiği, dokundukça taş dediği bu canlı şimdi hareket ediyordu. Ona heyecanla bunun taş değil salyangoz olduğunu söyleyecektim. Tam bu anda Pestalozzi fısıldadı kulağıma. “Kuşlar güzel güzel cıvıldarken ve bir yaprak üzerinde kurt dolaşırken sen dil alıştırmalarına hemen ara ver. Bil ki, kuş ve kurt çocuğa daha iyi ve daha çok şey öğretir. Sen sadece sus."

Salyangoza yaklaştıkça çocuk, mayalanıp taşan heyecanına ortak oldum.  Salyangozun çınar ağacının üzerindeki hareketini izledi. Eline aldı. Hareket ettikçe bıraktığı sıvıyı hissetti ve elini açıp kapattı. “Yapiş yapiş” dedi ve öptü. O sırada arkadaşı yaklaştı ve “Sallangoza bakın dözlerini çıkarmış, kulakları nerde, kalbi de var mı?” dedi. Merakı gıdıklanan çocuklar yanımıza toplandı. Çantamdaki fauna (hayvan) kartlarını çıkardım. Çocuklar kartlardan salyangozu bulup keşfettiler. Çocuklarla salyangozun arasında oluşan bağı kalbimde hissediyordum. John Burroughs’un bir zamanlar dediği gibi “Sevgi olmadan bilgi kalıcı olmaz. Ama önce sevgi gelirse, bilgi de mutlaka gelir.”

Daha önce salyangoza yakından bakmadığımı, elime almadığımı hatta öpmek istemediğimi fark ettim. Oysa kelebeğin elime konması için dakikalarca beklemiştim; elimde biraz kalsa öpmek de isteyebilirdim. Sevmelerimiz şekilci miydi?

Öğretilmiş duyguların ötesinde yaşamı yeniden, salyangoz ile ilk defa tanış olmuş bir çocuğun kalbinden öğrensek nasıl olurdu?


Kaynakça

Mutlu, A. ve U. Gülcü. (2025). Sürdürülebilir Eğitim Bağlamında Köy Enstitüsü Deneyiminin Potansiyeli Üzerine. Akademik Düşünce Dergisi. https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/4883705

Sobel, D. (2012, 2 Temmuz). Look, Don’t Touch. Orion Nature and Culture. https://orionmagazine.org/article/look-dont-touch1/

Fotoğraf: Doğan Can İlhan

Ayşe Kula İlhan

Bal Kuşu Doğa Temelli Eğitimin kurucusuyum. 2016 yılından bu yana doğa ve orman pedagojisi alanında çalışmalar yürütüyorum. Çocuk gelişimci ve eğitmenim. Permakültür tasarımcısıyım. Doğadan ve çocuklardan öğrenmeye devam ediyorum. Öğrendiklerimi çocukların keşif sürecine eşlik eden yetişkinlerle paylaştıkça, dünyanın kalbindeki tohumların yeşereceğine inanıyorum.

Previous
Previous

Sadece insanın hakları “iyi bir dünya” tahayyülünün hakikata dönüşmesi için yeter mi?

Next
Next

İçimizdeki Pusula: Ekolojik Kaygı Bize Ne Anlatmak İstiyor?