İklim krizinden kimlik krizine: Edebiyatın duygusal ve kültürel harita oluşturmadaki rolü

Yerinden edilmenin farklı anlatıları, yerinden edilmiş olanların da farklı bakış açıları var. Edebiyat sayıların, oranların ve istatistiklerin ötesine geçerek insanların, hayvanların, kısacası tüm canlıların deneyimlerini aktarır. Örneğin Hindistan’ın Sundarbans* bölgesindeki ekolojik yıkımın kaç kişiyi etkilediği istatistiklere dökülebilir ki döküldü de. Ancak kelimeler olmasa, uzak coğrafyalardaki bu insanların dramı Türkiye'deki birinin kalbine nasıl dokunabilirdi?

Bu bağlamda, iklim göçmenlerinin kişiselleştirilmiş hikâyelerine ihtiyaç duyulan empatiyi bize ancak edebiyat sunabilirdi. Hindistan asıllı Amerikan yazar Amitav Ghosh, yazdığı iklim kurgu romanlarıyla dünyanın dört bir yanındaki okurlara Sundarbans’ın kültürel ve ekolojik mirasını taşıdı; sayıların ötesindeki yaşamların zihnimizde canlanmasını anlattığı hikâyelerle sağladı. Böylelikle edebiyat, iklim krizini bizler için uzaktaki soyut bir tehdit olmaktan çıkarıp canlıları yurdundan eden derin bir hikâyeye dönüştürdü. 

Kurgu ve kurgu dışı eserler sadece yerinden edilenin o süreçte yaşadığı tecrübelerini göstermekle kalmaz, aynı zamanda canlıların apokaliptik** ya da çevresel felaketler sonrasında yaşadıklarını da tahayyül etmemize katkıda bulunur. Karakterlerin insan-doğa ilişkisi ekonomik, sosyal ve psikolojik yönlerden ele alınır. Dolayısıyla yaşanan fiziksel ev kaybı, bireylerin kimlik arayışının başlangıcı olarak görülebilir. İçinde bulunduğu yeni yerde kendini tekrardan konumlandırmaya çalışan karakterlerin deterritoryalleşme***, kendi kültüründen kopma ve kimlik oluşturma sürecinde oluşturdukları üçüncü alanları edebiyat sayesinde haritalanır. Anlatıların ve kelimelerin gücü kitle istatistiklerini biricik deneyimlere indirger.

*Sundarbans Hindistan ve Bangladeş sınırında Bengal Körfezi kıyısında yer alan dünyanın en büyük mangrov ormanıdır. 

**Aşırı, felaket niteliğinde yıkım.  

***İng. Deterritorialization, bir topluluğun ya da bireyin kültürel dokusu ile aidiyet hissettiği coğrafya arasındaki bağların kopuşu/ topraksızlaşma.

Kaynakça 

Ghosh, A. (2005). Gun Island. HarperCollins.

Fotoğraf: Copernicus Sentinel, ESA

Buse Arslan

2022 yılında Hacettepe Üniversitesi Amerikan Kültürü ve Edebiyatı lisans programından, 2025 yılında ise Bayreuth Üniversitesi Kültürlerarası Anglofon Çalışmaları yüksek lisans programından mezun oldum. Akademik eğitimim süresince çevre ve edebiyat kesişimine odaklandım. Bu kesişim bağlamında edebiyatın hayattan ve gerçeklikten uzak olması gerektiğini düşünmüyorum; aksine, başkalarının acılarına ortak olmayı öğretmesiyle onu çok değerli buluyorum. Bu inançla da ekokritik (çevre eleştirisi), yerinden edilme ve göç temaları üzerine akademik çalışmalarıma devam ediyorum. Şu an profesyonel iş hayatımın yanı sıra Münih Ludwig Maximilian Üniversitesi’nde Çevre Çalışmaları programında eğitimimi sürdürüyorum.

Previous
Previous

Doğayı öğretmek mi, doğayla birlikte öğrenmek mi?: Yaban pedagojileri üzerine

Next
Next

Çoklu krizler çağında ekolojik tasarımı nasıl düşünmeliyiz?