Okul bahçesindeki öğrenme fırsatlarını ders süreçlerine nasıl katabiliriz?
Köy okulunda görev yapan bir öğretmen şöyle demişti: "Bahçeye daha çok çıkmak istiyorum ama kazanımları yetiştirmem lazım." Bu cümleyle ilk kez karşılaşmıyorum. Aynı sözü farklı kişilerden defalarca duydum. Öğretmenler, okul bahçesini ders süreçlerine katmalarının önündeki en büyük engeli tamamlamaları gereken merkezi program olarak görüyor. Sanki bahçe ve öğretim programı birbirinin karşısında duruyormuş gibi.
Oysa dersi bahçeye taşımak programın içinde kalarak da gerçekleştirilebilir. Besin döngüsünü bahçenin bir köşesindeki yuvada keşfetmek, tahta çubuklar veya ipler kullanarak ölçüm yapmak ve bu yuvayı gözlemledikten sonra gözlemleri kayıt almak üzere metin yazmak… Bu örnekler öğretim sürecinden sapmadan öğrencinin yakın çevresindeki gerçekliklerden beslenir.Öğrenme sürecini bir miktar daha özgürleştirebilecek bu ve benzeri etkinlikler, öğretmenleri bilgiyi durağan değil, yaşamın içinden doğan ve yaşamla birlikte hareket eden bir şey gibi düşünmeye davet eder. Bu etkinlikler arasında bağlantılar kurulduğundaysa katkı daha da derinleşir. Bahçe, dersleri birbirinden ayıran o görünmez duvarları doğal biçimde ortadan kaldırır. O yüzden bahçe etkinlikleri tek bir dersin konusu olarak planlamak yerine farklı derslerin bir arada anlam kazandığı, bütüncül ve disiplinlerarası bir bakışla ele alınabilir. Çocukların bu deneyimleri günlük yaşamlarıyla ilişkilendirmesi ise onlara yöneltilen iyi sorularla mümkün olur. “Solucanlar kaybolsaydı burada neler değişirdi?” gibi eleştirel düşünmeye alan açabilecek sorular, bahçedeki etkinliği üst düzey bir düşünme sürecine dönüştürebilir.
Araştırmalar (Neville, Petrass ve Ben, 2023) da bunu destekleyecek şekilde haftada yalnızca bir saat düzenli açık hava deneyiminin öğrencilerin derse katılımını ve odaklanmasını artırırken öğretmenlerin iş doyumunu da yükselttiğini gösteriyor. Üstelik dışarıda geçirilen zamanın, kapalı alan etkinliklerini de olumlu etkilediğini belirtiyorlar.
Belki de soruyu farklı bir şekilde sormalıyız: Okul bahçesini öğrenme süreçlerinden ayrı bir alan olarak mı görüyoruz, yoksa öğrenmeyi somutlaştıran en yakınımızdaki yer olarak mı?
Kaynakça
Neville, I. A., Petrass, L. A., & Ben, F. (2023). Cross disciplinary teaching: A pedagogical model to support teachers in the development and implementation of outdoor learning opportunities. Journal of Outdoor and Environmental Education, 26, 1–21.https://doi.org/10.1007/s42322-022-00109-x
Fotoğraf: Mardin Konaklı İlkokulu, Beşire Çabukoğlu
Konuk Yazar: Gözde Polatkal
90’lı yıllarda çocukluğunu sokakta geçiren son nesildenim. Öğrenmeyle kurduğum bağın temelleri orada atıldı. O günlerden bugüne merak etmeye ve soru sormaya olan ilgim hiç azalmadı. Fen bilgisi öğretmenliği lisans mezuniyetimin ardından önce çocuklarla sonra öğretmenlerle eleştirel düşünmeyi merkeze alan etkinlikler geliştirip uyguladım. Zamanla yaratıcı drama, tasarım odaklı düşünme, sosyal duygusal öğrenme ve sistem düşüncesi gibi yaklaşımlarla tanıştım. Her biri ayrı kapılar açtı ama hepsinin aynı yolculuğa hizmet ettiğini gördüm. 10 yılı aşkın süredir mesleki gelişim çalışmaları kapsamında öğretmenlerle birlikte çalışıyorum. Birlikte yeni sorular sormaya devam ediyoruz. Güçlü soruların öğrenme sürecini dönüştürdüğüne inanıyorum.