Edebiyat doğayı nasıl anlatır?

Edebiyatçıyım ve kişisel ilgim dolayısıyla kurgu metinler üzerinde ekolojik boyutu, doğanın nasıl konumlandığını arıyorum ve buna dikkat kesiliyorum.

Genelde iki anlayış gözlemliyorum: doğanın sadece dekor olduğu anlatımlar ve doğanın bir parçasını insanla birlikte ele alan anlatımlar. İlkinin eksiği aşikar, ikincisinde ise şu soru aklıma geliyor:

Doğanın sesini mi duyuyoruz, insanın sesini mi?

Burada insanın sesi duyulmasın, doğa tek başına sahnede olsun demiyorum. Birinin baskın sesi öteki ile ilişkisinde, ortak gösterenleri bastırıyor mu diye merak ediyorum.

Edebiyat, kurgu, şiir, doğanın sesini yükseltebilirken kısabilir de. Bu bazen yazarın inisiyatifinde olur bazen de anlatı bunu kendi kendine yapabilir. Edebiyatta susturulan ötekinin doğa olup olmamasını insanın doğadaki varlığına bakışıyla el ele yürüdüğünü düşünüyorum. Böylece doğayı kendimizden ayrı gördüğümüz ve kendimizi doğanın bir parçası kabul ettiğimiz bakış açıları metinde doğayı öteki addedip susturabilir veya onu insanla birlikte yükseltebilir. 

Bu ortaklıklar Hikmet Birand'ın kurgu ve gerçekliği karıştırdığı yazılarında çok görülür. Buket Uzuner, ekoloji ve mitolojiyi birleştirerek anlatır. Refik Halit Karay, doğa ve insan ilişkisi üzerine pek çok öykü yazmıştır. Kemal Tahir romanlarında insanın doğayla mücadelesini işler. Edebiyat doğanın sesini kısan bir yerde olduğunda, bakışımı tazeler ve dikkatimi susturulan doğaya ihtimamla getiririm. Refik Halit bir yazısında "Ağaca muhabbeti telkin eden yazarlara muhtacız." der, ben de bu cümleyi günümüzden şöyle okurum: 

"Doğanın bir parçası olduğumuzu telkin eden yazarlara muhtacız.

Kaynakça

Buket Uzuner, Hava, (İstanbul: Everest Yayınları, 2018).

Hikmet Birand, Anadolu Manzaraları, (İstanbul: İş Bankası Yayınları, 2022).

Kemal Tahir, Yediçınar Yaylası, (İstanbul: İthaki Yayınları, 2020)

Refik Halid Karay, Memleket Hikayeleri, (İstanbul: İnkılâp, 1919).

Refik Halid Karay, Memleket Yazıları - 8 Ağaç ve Ahlâk, (İstanbul: İnkılâp, 2015), s, 68.

Fotoğraf: Gülsüm’ün ağacının aşağıdan bir görüntüsü.

Gülsüm Kaplan

İzmir’de yaşıyorum. Türk Dili ve Edebiyatı mezunuyum. Dokuz Eylül Üniversitesinde yüksek lisans eğitimime devam ediyorum. Edebiyat ve doğa her zaman ilgi alanım oldu. Sürdürülebilirlik, ekoloji, kırsal yaşam ve topluluklar son yıllardaki güncel odaklandığım konular. Bu konuları kendime bir değer bilip korurken kariyerimi de bu alanlarda yeşertmeye çalışıyorum.

Previous
Previous

Birlikte

Next
Next

Taşların Arasında Kalan Merak