Korkudan Meraka: Bir Böcek Bize Doğanın Hangi Kapılarını Aralar?

Etrafımızda uçuşan sayısız küçük canlıyla aynı dünyayı paylaşıyoruz. Ancak bazılarımız böceklerle karşılaştığımızda paniğe kapılıp uzaklaşmayı seçiyoruz. Peki, adını duyduğumuzda bile ürperdiğimiz bu canlılar gerçekten korkutucu mu? Korkularımıza yenilirsek, gerçekte zararsız olan böceklerin gizemli dünyasını keşfedemeyiz (Kellert, 1993).

Aslında her şey biraz cesaret ve merakla başlıyor. Korkuyu bırakıp yakından baktığımızda, bu minik canlıların barındırdığı güzellikleri görmeye başlıyoruz (Kellert, 1993). Bu gözlem bizi her gün yeniden bakmaya teşvik ediyor. Her canlının yaşam hakkına saygı duymanın ötesinde, zamanla aşina olduğumuz bu canlıların gönüllü koruyucularına dönüşebiliyoruz. Farkettiniz mi? Aslında bu süreç, insan ilişkilerimizde yaşadığımız o tanıdık döngünün ta kendisi. Yeni tanıştığımız birisini de önce tanır, sonra sever ve zamanla kendimizdenmiş gibi koruyup kollarız. Çünkü bizler, Çünkü bizler, Dioum’a göre doğamız gereği tanıdığını seven ve sevdiğini koruyan canlılarız (Dioum, 1968; Wilson, 1986). Bir böceği merakla izleyerek tanımak, doğayla aramızda olduğunu varsaydığımız kalın, görünmez duvarı yıkmak demektir (Wilson,1987; May, 1988). Duvar yıkıldığında ise, bizi sınırsız bir güzellik karşılar (Wilson, 1987).

Korkan gözlerin yerini keşfetmeye hevesli gözler aldığında, önümüze açılan ilk kapı empati kapısı olur. O eşikten geçtiğimizde doğanın sahibi olmadığımızı, bu zengin biyoçeşitliliğin minik bir parçası olduğumuzu fark ederiz (Wilson, 1987). "Bize ne faydası var?" diye düşündüğümüz böceklerin aslında masamızdaki çoğu yiyeceğin isimsiz mimarları olduğunu, sessiz mesaileri durursa toprağın nefessiz kalacağını, ormanların boğulacağını ve yaşamın filizlenemeyeceğini keşfederiz. Ancak içimizdeki korku yerini meraka bıraktığında, bazılarımız doğayı hayatta tutan bu görünmez bağları fark edip bu bağları korumaya çalışırız. 

Doğayla ilişkimizi iyileştirebilecek ilk adım, belki de bir yaprağın üzerindeki minik canlıya sevgiyle bakabilme cesaretidir. Bir dahaki sefere yolunuza çıkan küçük misafirinize bu gözle bakın. Bakarsınız doğa sizlere en büyük mutlulukları, bu küçük elçiyle fısıldıyordur! 

Kaynakça 

Dioum, B. (1968). Speech to the General Assembly of the International Union for Conservation of Nature, New Delhi, India. [12 Aralık 2008]

Kellert, S. R. (1993). Values and perceptions of invertebrates. Conservation Biology, 7(4), 845-855.

May, R. M. (1988). How many species are there on earth?. Science, 241(4872), 1441-1449.

Wilson, E. O. (1986). Biophilia. Harvard University Press.

Wilson, E. O. (1987). The little things that run the world (the importance and conservation of invertebrates). Conservation Biology, 344-346.

Fotoğraf: Saide Dikmen, Kocaeli, 2024

İrem Kısmet

Lisans eğitimimi İstanbul Üniversitesi Biyoloji Bölümü’nde tamamladım. Yüksek lisans çalışmalarıma aynı üniversitenin Zooloji Anabilim Dalı’nda devam ediyorum. Akademik odağımı ağırlıklı olarak entomoloji (böcek bilimi) üzerine kurdum, böceklerin anatomisi, ekolojisi ve genetiği alanlarında çeşitli çalışmalar yürüttüm. Halihazırda Yuvam Dünya Derneği’nde Eğitim ve Saha Sorumlusu olarak görev yapmaktayım ve bilimsel birikimimi doğa ve eğitim projelerine aktarıyorum.

Previous
Previous

Hangi hızda yaşamayı seçiyorsun hayatı?

Next
Next

Merak: İklim Kaygısının Dar Geçidi