Bir Şişe, Bin Dünya – Döngüden “Dünyadaşlığa”
Belediye panolarındaki “Sıfır Atık” sloganları ilk belirdiğinde beni çocukluğumun yazlarına götürmüştü; her şeyin bir tüketicisinin olduğu o kadim döngüye. Anneannemin mutfağında karpuz kabuğu ineğe, yemek artığı köpeğe, en küçük parçalar tavuklara besindi. Dedemin şehirden getirdiği şeker çuvalları ise ömürlük yol arkadaşlarına dönüşürdü; kimi zaman minder kılıfı, kimi zaman atın yemliği olurdu. Marangoz artığı bir kütükten ilk oyuncak traktörümü de dedemin aletleriyle o köyde yapmıştım. O günlerde “sürdürülebilirlik” kelimesi yoktu; çünkü “çöp” kavramı henüz hayata sızmamıştı. Bugün “Sıfır Atık” çoğu zaman oluşan atığın nasıl yönetileceğiyle sınırlı bir hedef gibi algılanıyor. Oysa kadim bilgi, nesneye onun ne “olduğunu” değil, neye “dönüşebileceğini” görerek yaklaşır; böylece tüketim iştahını en başında dindiren bir ilişki kurardı.
Bu döngüsel hafıza, “Tanrılar Çıldırmış Olmalı” filmindeki o meşhur cam şişeyi hatırlatır. Gökyüzünden düşen bir şişe, gündelik sorunlara çözüm üreten sayısız işlevle dönüşür. Bizim “atık” dediğimiz bu cam parça henüz çöp kategorisine hapsolmamıştır; her an yeni anlamlar kazanabilen canlı bir maddedir (Jane Bennett, 2010). Burada atık yoktur; yalnızca ilişki kurmayı bekleyen bir madde vardır.
Val Plumwood’un (2008) “gölge mekânları”, atığın geldiği ve gideceği görünmez yerleri hatırlatır. Eğer maddeyle “dünyadaşlık” kurabilirsek, o gölge mekânları şişirmeyi bırakırız. Bu, sıfır atığın bir “ödev” değil, nesneyle kurulan ve tüketimi durduran bir “karşılaşma” olduğunu perçinler.
Sıfır atık, atığın yönetilmesi değil; nesneye duyulan dikkat ve bakım sayesinde atığın hiç var edilmemesidir. Çocuğun bir şişeyi denizaltına dönüştürmesi, dışarıdan gelecek yeni bir nesneye duyulan ihtiyacı askıya alır ve tüketimin hızını kesen görünmez bir bariyer kurar.
Yetişkinlerde modernitenin gürültüsüyle bastırılmış ama çocuklarda yaşamaya devam eden bu kadim bilgeliği uyandırmak;sıfır atığı bir ‘atık yönetimi’ olmaktan çıkarıp, gündelik yaşamda atığın hiç oluşmadığı bir pratiğe dönüştürdüğümüz asıl yer olabilir mi?
Kaynakça
Bennett, J. Canlı Madde: Eşyaların Siyasal Ekolojisi (Çev. M. Erşen) İstanbul, Metis Yayınları (2010)
Plumwood, V. Feminizm ve Doğaya Hükmetmek (Çev. B. Ertür) İstanbul, Metis Yayınları (2021)
Görsel: Gemini ile yapılmıştır.
Niyazi Selçuk
Sanatı, dünyayla aramızda kopan o bağları yeniden örmemizi sağlayan, iyileştirici bir oyun alanı olarak görüyorum. 2008’den bu yana, çocukların o büyüleyici hayal gücünü ekolojiyle nasıl buluşturabileceğimin peşindeyim. 2014’te kurduğum Dönüşüm Derneği ve Yeşil Karıncalar Okulu, bu arayışın ortak bir meyvesi. Yolculuğumun en kıymetli öğretisi; sokaktaki kâğıt toplayıcılarının görünmez emeği ve atık sandığımız maddelerin içindeki gizli hikâyeler oldu. Eğitim yaklaşımımı; çocukların dünyayı kalbiyle ve elleriyle hissettiği, bilginin oyuna ve estetik bir keşfe dönüştüğü bir yol arkadaşlığı üzerine kuruyorum. Kitaplarım ve tiyatro oyunlarıyla 20.000’den fazla çocuğun merakına ortak oldum. “Bir değişim yaratmak için asla küçük değilsin” diyerek; çocukların hayal gücünü tüketimi durduran bir bariyere dönüştürüyor, onlarla birlikte geleceği bugünden güzelleştirmeye gayret ediyorum.